Skip Navigation Links
Yayınlarımız
Abone Formu
Video Konferans
Kütüphane
Makale Arşivi
Kullanıcı Adı:
Şifre:
  
  
 
Şifremi Unuttum?
Skip Navigation Links
Anasayfa
Gelirler Kontrolörleri Derneği
Hakkımızda
Mevzuat
Mali Takvim
Pratik Bilgiler
Faydalı Linkler
Künye - İletişim
   Anasayfa > Dergi

ÖZELGELER

 

ÖZELGE

 

 

Tarih : 29.06.2009-22397

 

Sayı : B.07,1.GİB.4.99.16.01/01-2009/VUK 230-240 MUK-50

 

Konu : Belge düzeni.

 

İlgili Kanun ve Madde : VUK-230/5

 

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

İlgi:……….. tarih ……………………. sayılı dilekçeniz.

 

İlgi dilekçenizde; Genel Müdürlüğünüze ait depodan şubelerinize ve şubeleriniz arasındaki malzeme sevkiyatlarının (kırtasiye malzemeleri, matbu evrak, ofis malzemeleri) kargo firması aracılığıyla yapıldığı, söz konusu malzemelerin satıcıdan bankanıza ilk transferi sırasında sevk irsaliyesi düzenlendiği, bankanız stoklarına girdikten sonra farklı zamanlarda, farklı şubelere dağıtımı sırasında bankanızca sevk irsaliyesi düzenlenmediği ve bu nedenle kargo firması nezdinde düzenlenen tutanaklarla adınıza Vergi Usul Kanununun 353/2.maddesi gereğince özel usulsüzlük cezası kesildiğini belirterek, bankanız şubeleri arasında yapılan malzeme transferleri ücret karşılığı bir kargo firması aracılığıyla gerçekleştirilmekte olduğundan, nakliye işleminin taşıma firmasınca düzenlenecek taşıma irsaliyesi ile gerçekleştirilmesi gerektiğinin düşünüldüğü, ancak uygulamaya yön vermek amacıyla konu hakkında başkanlığımız görüşünün talep edildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 230’uncu maddesinin 5’nci fıkrasında açıklandığı gibi, emtianın sevki esnasında fatura bulunsun veya bulunmasın mal hareketinin mutlaka sevk irsaliyesine bağlanması mecburidir. 

Sevk irsaliyesinin malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır. 

 Malın, bir mükellefin birden çok işyerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Sevk irsaliyesi hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, Vergi Usul Kanununun 230 ve 231’nci madde hükümleri uygulanır. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir. 

240. maddesinin (a) fıkrasında; “Taşıma İrsaliyeleri:Ücret karşılığında eşya nakleden bütün gerçek ve tüzel kişiler nakil ettikleri eşya için 209. maddede yazılan bilgilerle, sürücünün ad ve soyadı ve aracın plaka numarasını ihtiva eden ve seri ve sıra numarası dahilinde teselsül eden irsaliye kullanmak zorundadırlar. Bu irsaliyenin bir nüshası eşyayı taşıttırana, bir nüshası eşyayı taşıyan aracın sürücüsüne veya kaptanına verilir ve bir nüshası da taşımayı yapan nezdinde saklanır. Bu bent hükmü nakliye komisyoncuları ile acenteleri de kapsar.” hükmü yer almaktadır.

Diğer taraftan, 173 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nin C/3. maddesinde; “Anılan Kanunun 230. maddesine göre satılan malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırıldığı hallerde alıcının sevk irsaliyesi, 240. maddeye göre de ücret karşılığında eşya taşıyanların ise taşıma irsaliyesi düzenleme mecburiyeti bulunmaktadır.” açıklamasına yer verilmiştir.

Buna göre, mal sevkiyatı yapanların veya yaptıranların sevk irsaliyesi, ücret karşılığında mal taşıyanların ise taşıma irsaliyesi düzenlemeleri gerekmektedir.

Bu nedenle, bankanız merkez deposundan şubelere ve şubeler arasındaki malzeme sevkiyatlarında sevk irsaliyesi düzenlemek mecburiyetinde olup, kargo firmasının da bu taşıma işi karşılığında taşıma irsaliyesi düzenleyeceği tabiidir. 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

ÖZELGE

 

 

Tarih : 18.05.2009/16827

 

Sayı : B.07,1.GİB.04.99.16.01/4-126/MUK- 494

 

Konu : İştirak hissesi satış işlemi için yapılan sözleşmede yer alan “Artırılmış satım Bedeli”nin İştirak Hissesi Kazanç istisnasından faydalanıp faydalanmayacağı

 

İlgili Kanun ve Madde : KVK-5

 

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

İlgi :     a) …………. tarihli dilekçeniz.

              b) …………. tarihli dilekçeniz.

 

İlgi (a)’da kayıtlı dilekçenizde, … yılında iştirak hissesi satışı yaptığınızı ve söz konusu satış işlemi için düzenlenen sözleşmenin 5.6 maddesinde; “Alıcılar …….. işbu sözleşmenin hükümlerini doğurduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, Şirketler Topluluğu’ndaki paylarının tamamını veya bir kısmını (bu paylar sermaye artırımı yolu ile edinilmiş yeni paylar olsa bile) üçüncü bir kişiye satarlarsa, sözleşmede kararlaştırılan bedel dışında …. (…. milyon) Amerikan Dolarını da “Artırılmış Satım Bedeli” olarak derhal, nakden, ve defaten Satıcılara ödeyeceklerdir.” denildiği, ilgi (b)’de kayıtlı dilekçenizde de satış için düzenlenen sözleşmenin 5.6 nolu maddesi gereğince Alıcılar işbu sözleşmenin hükümlerini doğurduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, bu hisselerin tamamını veya bir kısmını üçüncü bir kişiye satarlarsa, sözleşmede kararlaştırılan bedel dışında … ABD Dolarını da “Arttırılmış Satım Bedeli Olarak” derhal, nakden ve defaten satıcılara ödeyeceklerdir denildiği ve sözleşmelerde yer alan bu maddelere istinaden de alıcı firmanın iştirak hissesini üçüncü kişiye satarak sözleşmede belirtilen tutarları şirketinize ödediği belirtilerek bu tutarların Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesine göre Kurumlar Vergisinden istisna olup olmadığı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “İstisnalar” başlıklı 5’inci maddesinde;

“(1) Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır:   

...

e) Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’lik kısmı.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler zıyaa uğramış sayılır.

...” hükmü yer almaktadır.

Konu ile ilgili açıklamalar 03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 Seri No’lu  Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 5.6 bölümünde yapılmıştır.

Yukarıda yer alan Kanun hükmü ve tebliğde yapılan açıklamalara göre, şirketinizle alıcılar arasında yapılan sözleşmeye istinaden, alıcılar tarafından şirketinize ödenen “Artırılmış satım Bedeli” taraflar arasında yapılan sözleşmenin şartlarının yerine getirilmemesi sonucu cezai şart mahiyetinde ödenecek bir bedel olduğundan Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesinde belirtilen iştirak kazançları istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZELGE

 

 

Tarih : 06.02.2009/4120

 

Sayı : B.07.1.GİB.04.99.16.01/2-MUK-411

 

Konu :Finansal kiralama sözleşmesine ilişkin olarak yapılacak tadil sözleşmesinde kiralamaya konu malın değişmediği, vade ve ödeme planının değiştiği durumda uygulanacak KDV oranı hakkında

 

İlgili Kanun ve Madde : KDV-4

 

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

İlgi : 30.01.2009 tarih ve ………. sayılı dilekçeniz.

İlgi kayıtlı dilekçeniz ile, Başkanlığımızın ……….. vergi kimlik numaralı mükellefi bulunduğunuz belirtilmiş olup, 30.12.2007 tarihinden önce düzenlenen finansal kiralama sözleşmelerine ilişkin olarak yapılacak tadil sözleşmesinde, finansal kiralamaya konu mal değişmemekle birlikte ödeme vadesinin dolayısıyla taksit tutarlarının değişmesi durumunda uygulanacak KDV oranı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Bilindiği üzere, Mal ve hizmetlere uygulanacak KDV oranları hakkında 2002/4480 sayılı Kararname eki I sayılı listenin 9’uncu sırasında, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununa göre, sadece finansal kiralamaya konu olan malların (bu listenin 8’inci sırasında sayılan taşıtlar dâhil) finansal kiralama şirketlerine veya finansal kiralama şirketlerince teslimi veya kiralanması işlemleri yer almakta ve bu işlemlere %1 KDV oranı uygulanmaktaydı.

30.12.2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Kararnameye ekli Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranların Tespitine İlişkin Kararın 1’inci maddesinin 2’inci fıkrasında finansal kiralama işlemlerinde, işleme konu olan malın tabi olduğu katma değer vergisi oranının uygulanacağı; 4’üncü maddesinde ise finansal kiralama işlemlerine ilişkin hükümlerin, Kararın yayımı tarihinden sonra düzenlenen sözleşmeler için geçerli olmak üzere, yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükmü yer almaktadır.

Yine, bu konuya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığının 15.05.2008 ve 49355 sayılı yazısında;

“ …

Konuyla ilgili olarak Bankacılık Düzenleme ve denetleme Kurumuyla yapılan yazışma sonucunda, 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nun 15’inci maddesinde yer alan “Kiracı, finansal kiralama konusu maldaki zilyedliğini bir başkasına devredemez. Ancak, tüketicilerin konut edinmesine veya yatırımlara finansman sağlayan finansal kiralama işlemlerinde kiracı, kiracılık sıfatını ve/veya sözleşmeden doğan hak ve/veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin alınması kaydıyla devredebilir. İş bu devir nedeniyle finansal kiralama sözleşmesinde yapılan kiracı değişikliği, bu Kanunun 8’inci maddesi çerçevesinde tescil edilir veya şerh olunur.”  hükmü nedeniyle tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olan finansal kiralama sözleşmesinde taraflardan birinin sahip bulunduğu hak ve borçların devrinin sözleşmenin yüklenilmesi olarak değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.” denilmektedir.

Buna göre, KDV uygulaması açısından 30.12.2007 öncesinde sözleşmesi imzalanmış finansal kiralama sözleşmelerinde bu tarihten sonra yapılan ödeme vadesi ve taksit tutarında değişikliğe neden olan tadil sözleşmelerinde ilk sözleşme tarihinin esas alınması ve 2002/4480 sayılı Kararname hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

ÖZELGE

 

 

Tarih : 15/07/2009-24087

 

Sayı : B.07.1.GİB.04.99.16.01/2-MUK-539

 

Konu : Finansal kiralama sözleşmesine ilişkin olarak yapılacak tadil sözleşmesinde kiralamaya konu malın değişmediği, vade ve ödeme planının değiştiği durumda uygulanacak KDV oranı hakkında

 

İlgili Kanun ve Madde : KDV-4

 

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

İlgi: 06/07/2009 tarih ve 5389/09 sayılı dilekçeniz.

 

İlgide kayıtlı dilekçeniz ile Başkanlığımızın ……………………… vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz belirtilerek, imar planında ticaret alanı olarak yer alan parsellerde inşa edilen ve net alanı 150 m²’yi aşmayan apart dairelerin tesliminde uygulanacak KDV oranı konusunda Başkanlığımızın görüşü talep edilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28’inci maddesinin Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanılarak 30.12.2007 tarihinde yayımlanan 2007/13033 sayılı Kararname ile mal teslimi ve hizmet ifalarında uygulanacak olan katma değer vergisi oranları belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre, Kararname eki I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için ise %18 katma değer vergisi oranı tespit edilmiştir.

Aynı Kararname eki I sayılı listenin 11’inci sırasında; “Net alanı 150 m2’ye kadar konut teslimleri ile belediyeler, il özel idareleri, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve bunların % 51 veya daha fazla hissesine ya da yönetiminde oy hakkına sahip oldukları işletmeler tarafından konut yapılmak üzere projelendirilmiş arsaların (sosyal tesisler için ayrılan bölümler dahil) net alanı 150 m2’nin altındaki konutlara isabet eden kısmı” %1 oranında katma değer vergisine tabi tutulmuştur.

Bu hükümlere göre, imar planında ticaret alanı olarak belirtilen parsellere inşa edilen ve net alanı 150 m²’yi aşmayan apart dairelerin inşası için ilgili belediyeden alınan yapı ruhsatında konut olarak belirtilmiş olması nedeniyle ve tapu kayıtlarında da konut (mesken) olarak tescil edilmesi durumunda, söz konusu apart dairelerin tesliminde KDV oranının %1 olarak uygulanması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

ÖZELGE

 

 

Tarih : 09.04.2009/11841

 

Sayı : B.07,1.GİB.04.99.16.02/2-Muk/385

 

Konu : İktisadi Devlet Teşekkülü tarafından alınan ihale kararının damga vergisine tabi olup olmadığı

 

İlgili Kanun ve Madde : DV-1,8

 

 

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı

(Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü)

 

İlgi :  ….. tarihli dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçenizde Şirketinizin yurt içi ve yurt dışı akaryakıt temin, satış ve dağıtım faaliyetinde bulunduğu bu kapsamda da Elektrik Üretim Anonim Şirketine akaryakıt satışı yaptığı belirtilerek, Elektrik Üretim Anonim Şirketi’nin aldığı ihale kararlarının damga vergisine tabi olup olmadığı konusunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

Konuya ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan alınan 31.03.2009 tarih ve B.07,1.GİB.0.02.62/6205-810/34452 sayılı yazıda “…

Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olacağı; 8 inci maddesinde de, bu Kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu, bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerin resmi daire sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “II-Kararlar ve mazbatalar” başlıklı bölümünün 5766 sayılı Kanun ile değişik 2’nci fıkrasında ise, ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararlarının binde 4,5 nispetinde damga vergisine tabi olacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, ihale kararlarının damga vergisine tabi tutulabilmesi için, bu kararların resmi daireler ya da resmi daire olmasa dahi kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlar tarafından alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 123 üncü maddesinde, kamu tüzel kişiliğinin, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı belirtilmiş; 128’inci maddesinde de, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin... “ ifadesi kullanılarak, kamu iktisadi teşebbüslerinin kamu tüzel kişiliğini haiz olduğu kabul edilmiştir.

Buna göre, kamu tüzel kişiliği, yasama organı tarafından çıkarılacak bir kanunla ya da idare tarafından kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılacak bir idari işlemle kurulabilecek olup; iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarını ve bunların müesseselerini, bağlı ortaklıklarının ve iştiraklerini kapsayan 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesinde, iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi kuruluşlarının Bakanlar Kurulu kararı ile kurulacağı hükmüne yer verilmiştir.

Öte yandan, 27/07/2006 tarih ve 26241 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Elektrik Üretim Anonim Şirketi Ana Statüsü”nün 5’inci madde hükmüne göre, Elektrik Üretim Anonim Şirketi tüzel kişiliğe sahip, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesiyle sınırlı, Elektrik Piyasası Kanunu, Kanun Hükmünde Kararname ve Ana Statü hükümleri saklı kalmak üzere özel hukuk hükümlerine tabi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Sayıştay denetimine tabi olmayan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgili, sermayesinin tamamı devlete ait olan bir iktisadi devlet teşekkülüdür.

Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, damga vergisi uygulaması bakımından resmi daire kapsamında bulunmayan; ancak kanunun verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulu Kararıyla kurulan ve kuruluş amacı doğrultusunda faaliyet gösterdiği alanda kamu gücü ayrıcalıklarına sahip olan kamu tüzel kişiliğini haiz Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından alınacak ihale kararı mahiyetindeki kararların, 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun II/2 bölümü gereğince damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.” denilmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

    
Detaylı Arama
Panel İçeriği
“KDV İadesinde Kod Uygulaması ve Risk Analizi Projesi” konulu Panel İçeriği
Devamı »
Yeni Yayın
"Yürürlükteki Türk Vergi Kanuları" 9. Baskısı Çıktı
Devamı »
Panel İçerik ve Fotoğraflar
08 Aralık 2009 Tarihli "Dönemsonu İşlemleri Ve Özellik Arz Eden Hususlar" Konulu Panel İçerik ve Fotoğraflar
Devamı »
Makale
17.11.2009 Tarihli Referans Gazetesi'nde Yayınlanan "Gelir İdaresi'nin geçmiş dört yılı kayıp" Başlıklı Makale
Devamı »
Gelirler Kontrolörleri 73 Yaşında
Vergi Denetiminin Parlayan Yıldızı Gelirler Kontrolörleri 73 Yaşında…
Devamı »
Sitemizin Elektronik Abonelik Sistemi Hizmetinizde
Vergi Sorunları Dergisi'nin siz değerli okurlarımıza bilgisayar ortamında sunulabilmesi için yapmış olduğumuz çalışmalarımız tamamlanmıştır. Dolayısıyla bundan böyle Vergi Sorunları Dergisi'ni dijital ortamda sizlere sunma imkanına kavuşmuş bulunmaktayız.
Devamı »
Tüm Duyurular