|
TÜRKİYE’DE SEÇİMLERİN BÜTÇELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ (1984-2007)
Abdüllatif Şener
(*)
Kenan Işık (**)
I-GİRİŞ
İktisadi faaliyetlerin özünde, kıt kaynaklarla insan ihtiyaçlarını karşılama
çabası vardır. Kaynakların bir kısmı özel kesim tarafından kullanılmakta ve
“piyasa”, hangi mal ve hizmetin ne kadar üretileceğini belirleyen temel
mekanizma olarak rol almaktadır. Ancak tüm dünyada kamunun kullandığı
kaynaklar da önemli boyutlara ulaşmıştır. Kamu kesiminde hangi mal ve
hizmetlerin ne kadar üretileceğine, para ve maliye politikası araçlarını
kullanarak nasıl bir iktisadi politika izleneceğine dair süreçler piyasada
şekillenmemektedir. Para politikası araçlarının nasıl kullanılacağına pek
çok ülkede ve Türkiye’de bağımsız Merkez Bankaları karar vermektedir. Makro
politikaların oluşturulmasında ve maliye politikası araçlarının
kullanılmasında ise siyasi süreç belirleyici olmaktadır.
Kamu gider ve gelirlerinin tutar ve bileşimi, ekonominin geneli üzerinde
önemli etkiler oluşturmaktadır. Bütçe büyüklüğünün Gayri Safi Milli Hasıla
içindeki payının, genel olarak %30’u1 aştığı düşünülecek olursa, siyasal
iktidarların uyguladığı politikaların önemi daha iyi anlaşılır. Bütçe
esnekliğinin azalmakta oluşu, konunun önemini ortadan kaldırmaya
yetmemektedir.
Demokratik ülkelerde siyasi iktidarlar seçimle işbaşına gelirler. Siyasi
iktidarları belirleyen seçimlerse belli aralıklarla yenilenir. Özellikle
genel seçimlerin yapıldığı yıllarda, siyasal iktidarların seçmen taleplerine
duyarlılığı artar, daha fazla oy alma eğilimleri öne geçer. Seçmen
taleplerinin ekonominin gelişmesini ve genel dengelerini gözeten rasyonel
bir tercihi yansıtabileceği düşünülse bile, bu her zaman geçerli değildir.
Genel dengeleri gözetmeyen yerel talepler, sektörel beklentiler, değişik
gelir gruplarının baskıları siyasal tercihler üzerinde etkili olur. Siyasal
iktidarlarsa daha fazla oy alma düşüncesiyle –özellikle genel seçimlerin
yapıldığı yıllarda – popülist uygulamalar yapabilirler.
Bu durum, gelişmekte olan ülkelerde çok daha belirgindir. Siyasal iktidar
üzerindeki popülist beklentiler kamu giderlerinin artırılması ve kamu
gelirlerinin azaltılması yönünde iki yönlü baskı oluşturur. Artan giderler
ile azalan gelirlerin doğrudan etkisi ise bütçe açıklarıdır.
Uygulanmakta olan programda artan bütçe açıklarının meydana getirebileceği
sapmanın ek maliyetleri, siyasal iktidarlar açısından önemli riskler
oluşturabilir. Özellikle Türkiye gibi IMF ile sürdürülen bir Stand-by
anlaşması veya AB sürecine bağlı gözetilmesi gereken dengeler mevcutsa
ortaya çıkacak risklerin boyutları çok daha fazla olabilir. Bu durumda,
artan bütçe açıkları geçici gelirler karşılık gösterilmek suretiyle
azaltılabilir. Veya maliyetler gelecek yıllara kaydırılabilir. Ancak
programa bağlanmış olan dengeler tamamıyla korunmuş olmaz. Çünkü gider
artışı ve gelir azalışları gelecek yıllar açısından ilave yükler
oluştururken, cari yılın öngörülen faiz dışı fazla rakamını da gerçekleşemez
duruma sokar. Böylece IMF ile ilişkiler açısından yeni bir durum ortaya
çıkar.
Daha genel bir bakış açısıyla popülist uygulamalar, kısa dönemde bazı
sektörler ve gelir grupları açısından refah artışı sağlasa bile, uzun
dönemde ekonomi üzerinde olumsuz etkiler yapacak, refah azaltıcı sonuçlar
ortaya çıkaracaktır.
Dünyada son dönemde bilgi teknolojisi ve sermaye hareketleri başta olmak
üzere yaşanan hızlı değişim ve küreselleşme sonucunda her alanda hızlı
rekabet yaşanmaktadır. Ülkelerin rekabet gücünün sürdürülebilirliği,
uygulanan iktisat politikalarındaki rasyonellikle doğru orantılıdır. Diğer
bir ifade ile, karar vericilerin kısa vadeli çıkarları ön planda tutarak
verdikleri popülist kararlar ülkelerin rekabet gücünü artırması ve bunu
sürdürmesinde önemli bir engel olarak değerlendirilmektedir. Rasyonel
kararların alınması ülkelerin rekabet gücünü artırırken, sapmalar maliyetler
oluşturarak (borç yükünün artması, yüksek faiz maliyeti, işletmelerin üretim
tercihlerine olumsuz etkiler, şirket kapanmaları, istihdam edilen personel
sayılarını azaltmaları v.b.) rekabet gücünü azaltmakta ve refah düzeyinin
gerilemesine yol açmaktadır.
Gelişmekte olan ülkeler, iktidarların popülist uygulamalarını azaltmak,
ekonomide kaynakların amaçlara uygun bir şekilde tahsisini sağlamak için
kamu yönetimi reformları yoluyla süreci kurallara bağlama çabası
içindedirler. Böylece, bir yandan kaynakların amaçlara göre rasyonel şekilde
tahsisi sağlanırken diğer yandan sürecin belirli kurallara göre işlemesi ve
iktidarların bunları keyfi bir şekilde kendi çıkarlarına göre değiştirmeleri
zorlaştırılmakta ve bunların kamuoyu tarafından izlenmesi ve denetlenmesi
sağlanmaktadır.
1980 sonrasında, dünyadaki değişime paralel olarak Türkiye’de serbest piyasa
ekonomisinin giderek yaygınlaştırılması, ekonominin rasyonelleştirilmesini
gerekli hale getirmiştir. Bu nedenle, Hükümet programlarında genel olarak
yeniden yapılanma, kamu harcamalarının disiplin altına alınması ve kamu
gelirlerinin artırılması, dolayısıyla bütçe açıklarının azaltılması
öngörülmüştür.
Diğer ülke uygulamalarına yer verilmeyen ve Ülkemiz 1984-2007 dönemi
verilerinin ele alındığı bu çalışmada, Ülkemizde siyasal iktidarların seçim
yıllarında uyguladıkları politikaların bütçe dengeleri üzerindeki etkisi ele
alınmış ve bütçe açıklarının seçimlerden etkilenip etkilenmediği,
etkilenmişse ne ölçüde etkilendiği ortaya konulmuştur.
Çalışmamız Konsolide/Merkezi Yönetim Bütçe2 verileri esas alınmak suretiyle
yapılmıştır. Gerek milletvekili genel seçimleri, gerekse mahalli idareler
genel seçimleri nedeniyle siyasal iktidarların hareket alanı Merkezi Yönetim
Bütçesiyle sınırlı değildir. Siyasal iktidarlar kamu iktisadi teşebbüslerine
veya mahalli idarelere ait bütçeler aracılığı ile de seçim sonuçlarını
etkilemeye çalışabilirler. Özellikle mahalli idare seçimlerinde,
belediyelerin savurgan bir harcama eğilimine girdikleri yaygın bir kanıdır.
Bu nedenle seçimlerin toplam kamu gider ve gelir dengesine etkisini
araştırmak amacıyla, Merkezi Yönetim Bütçesi üzerinde oluşan etkiler
dışında, kamu kesimi borçlanma gereği/GSMH oranlarında yıllar itibariyle
meydana gelen sapmalar da test edilmiştir.
1984-2007 dönemi kamu gider ve gelirleri değişik açılardan incelenmiş,
ayrıca bütçe verilerinin hedef ile gerçekleşme farklarının regülasyon
analizi ile ortalama eğilimleri değerlendirilmiştir.
Çalışma sonucunda, Ülkemizde seçim dönemlerinde hükümetlerin kamu
giderlerini artırıcı ve kamu gelirlerini azaltıcı, dolayısıyla bütçelerin
açık eğilimini yükselten bir politika uygulayıp uygulamadıkları
araştırılmıştır.
II-SİYASAL İKTİDAR VE BÜTÇE İLİŞKİSİ
Genel olarak bütçeler devlet ve diğer kamu kuruluşlarının gelecek bir yıllık
bir dönem için giderlerini ve gelirlerini gösteren belgelerdir. Kamu
ekonomisiyle ilgili büyüklüklerin belirlenmesinde, genel ekonomi içindeki
yeri ve etkisinin ölçülmesinde temel verilere bütçeler vasıtasıyla
ulaşılabilir. Ancak bütçeler ekonomik boyutları yanında, hukuki ve siyasi
niteliklere de sahiptirler.
Bütçeler yasama organınca onaylanan3 bir kanundurlar. Bütçe kanunu kamu
giderlerinin yapılmasına, gelirlerinin toplanmasına izin ve yetki verir.
Bürokratik süreç içinde hazırlanır, Bakanlar Kurulunca son şekli verilerek
yasama organının onayına sunulur. Türkiye’de bütçesi TBMM’nde reddedilen
hükümetlerin istifası bir gelenektir. Bu bakımdan iktidar milletvekilleri
hükümetçe gönderilen bütçelere Meclis’te sahip çıkarlar. Bunun da ötesinde
bizde bütçeler Meclis’te önemli bir değişikliğe uğramaz, hükümetten geldiği
gibi yasalaşırlar. Gerçekte bürokratik hazırlıklar ve yasama süreci
hükümetin kontrolündedir. Bürokratları atayan hükümetin Başbakanı ve
Meclisteki iktidar partisinin genel başkanı aynı kişidir. İnceleme
dönemimizin tek istisnası çok kısa süren 58’inci hükümettir ki, o da
iktidar-hükümet ilişkilerine farklı yaklaşımı gerektirmez. Ayrıca koalisyon
hükümetlerinin işbaşında olduğu dönemlerde de, iktidar partilerinin genel
başkanları hep kabinede yer almışlardır. Açıkçası bütçeler vasıtasıyla
yapılacak harcamalara ve toplanacak gelirlere siyasal iktidar karar
vermektedir. Onaylanan bütçe kadar, bütçe uygulama sonuçları da önemlidir.
Bizde bütçe başlangıç ödenekleri ile gerçekleşmeleri arasında önemli farklar
oluşmaktadır. Bütçeyi uygulayan idare, yani hükümettir. Her ne kadar,
iktidarın bütçe üzerindeki kontrolünü sınırlayan ekonomik ve siyasi
faktörler mevcut ise de, yine de seçim kaygılarıyla siyasal iktidarların
kamu gider ve gelirlerinin miktar ve bileşimleri üzerinde oynamaları her
zaman mümkündür.
Bütçe büyüklüklerini belirleyen siyasi süreçtir. Siyasal iktidarların
ellerindeki bu güçlü aracı, seçim sonuçlarını etkilemek için kullanma
imkanına sahip olduğu açıktır. Yaşanan krizler seçmen davranışlarının
rasyonelleşmesi üzerinde önemli etkiler yapmış olmakla beraber, Türkiye’de
halen iktidarlar bölgesel ve sektörel beklentilerin, gelir gruplarının
baskıları altındadır.
III- 1984-2007 DÖNEMİ BÜTÇELERİ
A. Siyasi ve İktisadi Gelişmeler
Bu çalışmada Türkiye’de seçimlerin bütçe dengeleri üzerindeki etkisi, son 24
yıllık bir dönem incelenmek suretiyle araştırılmaktadır. 1980 sonrası
bütçelerinin inceleme konusu yapılması daha anlamlı görülmüştür. Ekonominin
dışa açıldığı, politikaların rasyonelleştirilmeye çalışıldığı bir dönemin
başlangıç olarak kabulü ve konunun günümüze kadar getirilmesi yakın dönemin
değerlendirilmesi açısından önemlidir.
1980 sonrasının ilk milletvekili genel seçimlerinin yapıldığı yıl olan 1983
yılının inceleme kapsamı dışında tutulması, incelememizin 1984’ten itibaren
başlatılması, 1980-1983 döneminin özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu
dönemde bütçeler demokratik bir süreç içerisinde hazırlanmamıştır. Seçimle
işbaşına gelmiş bir siyasal iktidar ortada yoktur. Ara dönem 6 Kasım 1983
seçimleriyle sona ermiştir. Ortada seçimle işbaşına gelmiş bir iktidar
mevcut değilken, seçimlerin bütçe üzerindeki etkisinden söz edilemez.
1984 sonrası dönemde ise genel mahalli idareler seçimlerinin yapıldığı beş
yıl, genel milletvekili seçimlerinin yapıldığı altı yıl mevcuttur.
Araştırmamız seçimlerin söz konusu yılların bütçeleri üzerindeki etkisini
çözümlemeye yöneliktir.
İnceleme dönemimizde bazı olağanüstü gelişmeler de yaşanmıştır. 1994 ve 2001
yılları yaşanan ekonomik krizler nedeniyle makroekonomik hedefler ve bütçe
dengelerinde kontrol dışı bozulmalar yaşanmasına yol açmıştır. Ayrıca 1997
yılında yaşanan örtülü askeri müdahale ve yaşanan siyasi krizin etkilerinin
de test edilmesi gerekli görülmüştür.
B. 1984-2006 Dönemi Seçimlerinin Bütçe Dengelerine Etkisi
TABLO 1’de incelediğimiz yıllara ait bütçelerin gider, gelir ve açıkları
tutar itibariyle verilmiştir. TABLO 2’de ise bütçe dengesinin bütçe
giderlerine, gelirlerine, vergi gelirlerine ve GSMH’ya oranı ile bütçe gider
ve gelirlerinin GSMH’ye oranları yıllar itibariyle gösterilmiştir.
|
TABLO
1: 1984-2007 YILLARI BÜTÇE GİDER, GELİR VE AÇIK TUTARLARI
|
|
|
|
|
|
|
|
(Milyon
TL) |
|
|
GİDER |
GELİR |
AÇIK |
|
Yıllar |
Bütçe |
Gerçekleşme |
Bütçe |
Gerçekleşme |
Bütçe |
Gerçekleşme |
|
1984 |
3.285.000 |
4.278.255 |
3.535.500 |
3.769.963 |
250.500 |
-508.292 |
|
1985 |
5.542.182 |
6.493.304 |
5.042.200 |
5.980.148 |
-499.982 |
-513.156 |
|
1986 |
6.686.364 |
8.311.421 |
6.750.000 |
7.153.603 |
63.636 |
-1.157.818 |
|
1987 |
10.202.250 |
12.790.981 |
10.120.000 |
10.444.630 |
-82.250 |
-2.346.351 |
|
1988 |
19.693.000 |
21.446.000 |
18.429.000 |
17.587.000 |
-1.264.000 |
-3.859.000 |
|
1989 |
30.284.000 |
38.871.000 |
30.956.000 |
31.369.000 |
672.000 |
-7.502.000 |
|
1990 |
59.672.000 |
68.355.000 |
53.860.000 |
56.573.000 |
-5.812.000 |
-11.782.000 |
|
1991 |
96.065.000 |
132.401.000 |
105.321.000 |
99.085.000 |
9.256.000 |
-33.316.000 |
|
1992 |
207.867.000 |
225.398.000 |
175.880.000 |
178.070.000 |
-31.987.000 |
-47.328.000 |
|
1993 |
397.181.000 |
490.438.000 |
366.400.000 |
357.333.000 |
-30.781.000 |
-133.105.000 |
|
1994 |
818.840.000 |
902.454.000 |
727.000.000 |
751.615.000 |
-91.840.000 |
-150.839.000 |
|
1995 |
1.330.921.000 |
1.724.194.000 |
1.409.000.000 |
1.409.250.000 |
78.079.000 |
-314.944.000 |
|
1996 |
3.510.989.000 |
3.961.308.000 |
2.650.000.000 |
2.727.958.000 |
-860.989.000 |
-1.233.350.000 |
|
1997 |
6.254.921.000 |
8.050.252.000 |
6.254.921.000 |
5.815.099.000 |
0 |
-2.235.153.000 |
|
1998 |
14.789.475.000 |
15.614.441.000 |
10.800.000.000 |
11.811.065.000 |
-3.989.475.000 |
-3.803.376.000 |
|
1999 |
27.143.467.000 |
28.084.685.000 |
18.030.000.000 |
18.933.065.000 |
-9.113.467.000 |
-9.151.620.000 |
|
2000 |
46.713.341.000 |
46.705.028.000 |
32.585.000.000 |
33.440.143.000 |
-14.128.341.000 |
-13.264.885.000 |
|
2001 |
48.360.006.000 |
80.579.065.000 |
49.300.000.000 |
51.542.970.000 |
939.994.000 |
-29.036.095.000 |
|
2002 |
98.131.000.000 |
115.682.350.000 |
71.218.000.000 |
75.592.324.000 |
-26.913.000.000 |
-40.090.026.000 |
|
2003 |
145.949.120.000 |
140.454.842.000 |
100.782.000.000 |
100.250.427.000 |
-45.167.120.000 |
-40.204.415.000 |
|
2004 |
149.945.082.000 |
141.020.860.000 |
104.109.000.000 |
110.720.859.000 |
-45.836.082.000 |
-30.300.001.000 |
|
2005 |
155.627.544.000 |
159.165.000.000 |
126.490.082.000 |
152.712.000.000 |
-29.137.462.000 |
-6.453.000.000 |
|
2006 |
174.322.000.000 |
175.304.000.000 |
160.326.000.000 |
171.309.000.000 |
-13.996.000.000 |
-3.995.000.000 |
|
2007 |
204.989.000.000 |
|
188.159.000.000 |
|
-16.830.000.000 |
|
|
Kaynak:
Maliye Bakanlığı verilerinden yararlanılarak hazırlanılmıştır.
|
Her iki TABLO’nun incelenmesinden anlaşılacağı üzere, demokratik döneme
geçişin ilk yılı olan 1984 bütçe açığı – aynı yılda yapılan genel seçimlerin
de etkisiyle – yüksek gerçekleşmiştir. Ertesi yıl daha düşük gerçekleşen
bütçe açığı, 1986 yılından itibaren genel olarak –bazı ara iniş ve
çıkışlarla- 2001 ekonomik kriz yılı dahil olmak üzere artmıştır. Dönem
boyunca en yüksek bütçe açığının gerçekleştiği 2001 yılından sonra ise
uygulanan programa bağlı olarak, bütçe dengesinin sürekli bir iyileşme
trendine girdiği görülmektedir. Özellikle özelleştirmelerden elde edilen
gelirlerdeki artışların etkisiyle, 2005 ve 2007 yılları bütçe açığının
inceleme dönemimiz boyunca en düşük düzeyi yakaladığı, ancak genel
milletvekili seçimlerinin yapıldığı 2007 yılında tekrar artışa geçtiği
anlaşılmaktadır.
Seçimlerin bütçe dengelerine etkisi, TABLO 1’deki verilerin değişik
açılardan incelenmesiyle test edilebilir. Toplam bütçe açık tutarı
gerçekleşmelerinin toplam bütçe gider tutarı gerçekleşmelerine oranı
1984-2006 yılları itibariyle %19,6’dır. Aynı oran 1994 ve 2001 ekonomik kriz
yılları hariç %18,1 ekonomik ve 1997 siyasi kriz yılları hariç %18’dir.
Seçim yıllarına ait ortalama gerçekleşen açık oranının daha yüksek olduğu
görülmektedir. Bu oran mahalli idareler genel seçimlerinin yapıldığı 1984,
1989, 1994, 1999 ve 2004 yılları ortalaması olarak %23’dür. 1994 yılı hem
ekonomik kriz, hem de mahalli idareler genel seçimlerinin yapıldığı yıl
olduğundan ortalamanın dışında tutulursa bu son oran yine değişmemektedir.
Rakamlar mahalli idareler genel seçimlerinin yapıldığı yıllarda bütçe
dengesinde bozulma olduğunu göstermektedir. Ancak milletvekili genel
seçimlerinin yapıldığı yıllara ait ortalama açık oranı daha belirgin bir
farkın olduğunu ortaya koymaktadır. Bu oran ortalama olarak 1987, 1991,
1995,1999 ve 2002 yılları itibariyle %34’tür. Kriz yılları hariç %18, tüm
yılar itibariyle %19,6 olan ortalama bütçe açığının, milletvekili genel
seçimlerinin yapıldığı yıllarda ortalama %34’e ulaşması aradaki farkı güçlü
bir şekilde yansıtmaktadır.
TABLO 1’den hareketle yapılan yukarıdaki değerlendirme genel bir kanaat
oluştursa da, ihtiyatla karşılanmalıdır. Çünkü 1984-2006 yılları arasındaki
toplam gerçekleşen açık tutarlarının aynı yıllardaki toplam gider
tutarlarına bölünmesi yanıltıcı da olabilir. Çünkü uzun yıl farkları olan
bütçe tutarları bir bütün olarak toplandığında, yüksek enflasyonun etkisiyle
tutarlılık zayıflayabilir.
|
TABLO 2: 1984-2007 YILLARI BAZI BÜTÇE BÜYÜKLÜKLERİ |
|
YILLAR |
Bütçe Dengesi/Bütçe Giderleri |
| |