TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

3.9.2019

HER KONUNUN ÇÖZÜMÜ, BAĞIMSIZ DENETİM

Bu yazı Vergi Sorunları Dergimizde yayımlanan ilk köşe yazım. İmkânım olduğu sürece iki haftada bir sizlerle birlikte olmayı planlıyorum. Belki de ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın “Dünyadaki anlaşılması en zor şey Gelir Vergisidir” yorumundan etkilendiğim için, özel sektör tecrübem vergisel konular yerine bağımsız denetim konusunda daha yoğun bir şekilde sürüyor. Dolayısıyla, çoğunlukla bu konuda paylaşımlar yapacağım. Umarım; sizlerin de geri dönüşleriyle, değişik düşüncelerin tartışılacağı, ilginizi çekecek bir köşe yazısı serisi ortaya çıkar.

Mevzuatımıza çok kısa bir süre önce girmesine rağmen birçok konuda sorumluluğun yüklendiği, adeta bir kaçış ve güvence aracı haline getirilen bağımsız denetim konusunda bir genel çerçeve çizmek istiyorum. Bağımsız Denetim; kelime anlamı itibariyle bir güven ve tarafsızlık içerdiğinden birçok konuda başvurulan bir araç haline gelmiş durumda. Ancak, yapılan düzenlemelerin hazırlanması aşamasında; ihtiyaçların çok iyi belirlenmesi ve denetçiden talep edilen sonuç raporun içeriğinin amacı karşılayacak şekilde tarif edilmesi çok büyük önem taşımaktadır.

Yazının başlığında belirttiğim üzere, Bağımsız Denetim birçok farklı kamu otoritesi tarafından yapılan düzenlemelerde dayanak haline getirilmiştir. Örnek olarak; Konkordato ile ilgili yapılan düzenlemeler, Döviz kredisi borçlanmaları ile ilgili yapılan düzenlemeler, bankaların kredi işlemlerinde talep edeceği belgeler kapsamında yapılan düzenlemelersayılabilir.

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte, öteden beri halka açık şirketler ve finansal kuruluşlar için zorunlu olan bağımsız denetim yaptırma yükümlülüğü önce tüm ticaret şirketleri için zorunlu hale getirildi.Ardından, daha madde yürürlüğe girmeden kapsam daraltılarak, belli koşulları taşıyan şirketler açısından yükümlülük getirilmiştir. Bu aşamada bağımsız denetim yetkilendirme ve gözetim açısından otorite kurum olan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yerine yepyeni bir kurum, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standardı Kurumu (KGK) oluşturuldu. Sürece ilişkin açıklamalara aşağıda yer vereceğim.

Ülkemizin muhasebe ve denetim tarihinde en önemli aktörler olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM) ve Yeminli Mali Müşavirler (YMM) tarafından başarıyla yürütülmekte olan birçok konuda artık Bağımsız Denetim ve Bağımsız Denetçilik etiketi gerekli koşul haline gelmeye başlamış durumda.

Bu kadar çok sorumluluğun yüklendiği bağımsız denetçilik aynı zamanda otorite kurum olan KGK, SPK ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından çok sıkı gözetime tabi tutulmaktadır. Dolayısıyla, yapılan çalışmaların yasal düzenlemelere uygun yürütülmesi ve bağımsız denetçi unvanının, yürüttüğü kamu adına görev yapma yükümlülüğünü, karşılayacak yeterlilikte görev yapılması şarttır.

Bağımsız denetim faaliyeti; Uluslararası standartların getirdiği çok sayıdaki evrak toplama ve denetim süreçleri nedeniyle yoğun bir denetçi mesaisi gerektiren bir faaliyettir. Özellikle aşağıdaki hususlar bu konuda belirleyicidir;

Yasal mevzuat gereğince (Bağımsız Denetim Yönetmeliği Madde 30, TTK Madde 409, Madde 617); Türk Ticaret Kanunu uyarınca yapılan denetimlerde denetim raporlarının, denetimi yapılan finansal tabloların ait olduğu hesap dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısından en az 20 gün önce ve her durumda anılan Kanunda olağan genel kurul toplantıları için öngörülen azami sürenin sonuna kadar (takvim hesap dönemi dikkate alındığında Mart ayı sonuna kadar)denetlenen işletmenin yönetim organına teslim edilmesi zorunludur.

Bu nedenle, denetim kuruluşları açısından çok kısıtlı bir süre içerisinde, çok kapsamlı bir mevzuat çerçevesinde denetim çalışmalarının gerçekleştirilip raporlama yapılmasıgerekmektedir. Çalışma dosyalarının oluşturulması için rapor tarihinden itibaren 60 günlük süre bulunmasına rağmen (Bağımsız Denetim Standardı 230 ve Kalite Kontrol Standardı 1) bu süre çalışma kâğıtlarının nihai denetim dosyalarında birleştirilmesi işleminin tamamlanması için kullanılmaktadır. Yoksa bu kanıtlar toplanmadan raporlamanın yapılması anlaşılmamalıdır ve böyle anlaşılması doğru olmayacaktır.

Bağımsız denetim sürecinde ortaya çıkacak iş yükünün üstesinden gelebilecek bir yapı için denetçi yardımcılarının varlığı kaçınılmazdır. Ayrıca, üst düzey kalifiye personel maliyetine ilave olarak, mekân, ofis giderleri ve yıllık harç maliyeti olmak üzere önemli bir işletme maliyeti ortaya çıkmaktadır. Asgari denetim kalitesinin temin edilmesi açısından giderlerin düşürülmesi ihtimali olmadığına göre, gelir önem taşımaya başlayacaktır.

KGK tarafından bağımsız denetim açısından bir tarife belirlenmemiş olması, 278 Bağımsız Denetim Kuruluşu ve 18.000 civarındaki Bağımsız Denetçi sayıları ile ortaya çıkan ilgi ve rekabet ortamı, gelir tarafında da önemli bir belirleyici olmuştur. KGK’nın sektörü disipline etme çabalarına rağmen bence en önemli sıkıntı, ülkemizde çok yeni olan bağımsız denetimin, şirketler açısından sağlayacağı fayda göz ardı edilerek, zorunlu bir denetim yükümlülüğü olarak anılması ve dolayısıyla şirketler açısından sadece ek bir gider kalemi düşüncesiyle yaklaşılması sonucunu doğurmakta ve ucuz olanın tercih edilmesi olağan hale gelmektedir.

Belki de çok iyi bildiğiniz bağımsız denetim konusunda genel çerçeveyi aşağıda özet olarak vermeye çalışacağım.

Genel Bilgi:

Türk Ticaret Kanunu’nda yer aldığı anlamıyla bağımsız denetim;

Uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS) veya Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardına (BOBİ FRS) uygun olarak oluşturulmuş olan finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin önceden belirlenmiş ölçütlere uygunluğu ve doğruluğunun Türkiye Denetim Standartlarına (TDS) uygun olarak makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtları ile denetiminin gerçekleştirilmesi ve raporlanmasıdır.

Ancak, özel amaçlı bağımsız denetim başlığı altında değerlendirilebileceği üzere; şirketlerce vergi mevzuatı dikkate alınarak oluşturulmuş finansal tablolar üzerinden ya da çeşitli amaçlar için üretilmiş her türlü finansal bilginin denetim ve raporlamasını yapmaya yönelik çalışmaların yapılması da her zaman için mümkündür. (Sınırlı Bağımsız Denetim Standartları, Güvence Denetimi Standartları, İlgili Hizmetler Standartları)

Bağımsız denetimin esas önemi, denetim sonucunda üretilen bilginin kullanıcıları açısından ortaya çıkmaktadır. Bağımsız denetim raporlarının kullanıcıları;

•Ortaklar

• Kredi verenler

• Kamu kurumları

• Ortak olmak isteyenler

• Yöneticiler

•Diğer karar alıcılardır.

YMM ya da SMMM tarafından üretilen raporlamalarda kullanıcılar kamu otoriteleri olmakta ve içerdiği finansal tablolar bu otoritelerin mevzuatları olduğundan, çoğu durumda yasal düzenlemelerin izin verdiği farklı muhasebeleştirme imkânları şirketlerin gerçek durumlarını sadece raporun konusu itibariyle yansıtmaktadır. Oysa bağımsız denetimde raporlama, her şirket için aynı kurallara göre oluşturulması gereken finansal tablolar üzerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla,  şirketlerin iyi ya da kötü unsurlara aynı kurallar dâhilindeyer vermek zorunda oldukları ve finansal açıdan gerçek ya da gerçeğe yakın durumlarını yansıtan bir raporlama yapılmış olmaktadır.

 

Yazının devamını okumak için tıklayınız.​