TARİH ARALIĞI

Başlangıç Tarihi
Seç
Bitiş Tarihi
Seç

ARANACAK KRİTER

Kriter Seçin
Makale Başlığında

ARANACAK KELİME

Örnek “vergi mevzuatı”

3.10.2019

booking.com TÜRKİYE’ DE VERGİ ÖDEMEK & MÜKELLEF OLMAK ZORUNDA MI?

 

Son bir yıldır ara ara görsel ve yazılı basında da gündem konusu olan, ülkemizde ve tüm Dünya’da konaklamaya yönelik rezervasyon oluşturma hizmeti veren bazı global web sitelerinin (örneğin booking.com) çalışma prensipleri ile verilen bu hizmetin Türkiye’de vergilendirilip vergilendirilmeme konusu epey tartışıldı.

Bu arada 178 yıllık Thomas Cook isimli seyahat şirketi battı. 23 yıllık booking.com ise faaliyetini tüm Dünya’da devam ettirirken, Hollanda merkezli şirket 2018 yılında 14.5 milyar dolar gelir ve 4 milyar dolar da net kar elde etti.

Türkiye’ de ise booking.com hala yasaklı malum.Konunun geçmişini kısaca hatırlayacak olur isek, TÜRSAB, seyahat acentelerine karşı haksız rekabet gerçekleştirdiği iddiasıyla online rezervasyon portalı booking.com aleyhine faaliyetlerinin durdurulması talebiyle 2017 yılında dava açmıştı.

Mahkeme, booking.com şirketinin, internet adresi üzerinden ve oluşturulacak başka bir adres üzerinden, Türkiye'deki otel, konaklama tesislerinin pazarlanması ve pazarlanmasına aracılık edilmesi yönündeki faaliyetinin durdurulmasınakarar vermişti.

İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki 26 Aralık 2018 tarihli duruşmada ise, bilirkişi heyetinin 63 sayfalık raporu okundu. Raporun sonuç bölümünde aşağıdaki değerlendirme yapıldı:

“Davalılardan booking.com Destek Hizmetleri Limited Şirketi'nin (booking.com  Türkiye) sorumluluğunun bulunmadığı, seyahat acentası olmadığı, otel rezervasyonlarından aracılık etmediği ve haksız rekabetle ilgisinin bulunmadığı, davalılardan booking.com BV’nin (Hollanda Merkezli) yabancı bir şirket olduğu, yaptığı işin simsarlık olduğu, bunun için seyahat acentası ruhsatı almasının gerekli olmadığı (bilirkişilerden birisi bu ilişkiyi acenta olarak değenlendirmektedir), booking.com BV’ nin Türkiye'deki otellerde aracılık ederek gerçekleşen otel rezervasyonlarından elde ettiği komisyonun Türkiye'de elde edilen gelir olması hasebiyle Türkiye'de vergi vermesi gerektiği, vergi ödemesinin diğer rakiplerle haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği ve Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1. maddesine göre iş şartlarına uymama haline girip girmeyeceği Türk doktrininde tartışmalı olduğu, bu konuda değerlendirmenin ve takdirin sayın mahkemeye ait olduğu sonucuna varılmıştır”

Son gelişmeler böyle iken, üstelik bilirkişi raporu dahi booking.com BV’ ninTürkiye'deki faaliyetlerinin Türk hukuk doktrininde tartışmalı olduğunu belirtirken biz dekonuyu gerek ulusal vergi hukukumuz gerekse uluslararası vergi düzenlemeleri çerçevesinde değerlendirmenin kafalarda oluşan soru işaretlerini gidermek adına faydası olabileceğini düşünerek bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettik.

 

Ulusal ve Uluslararası Vergi Hukuku Bu Süreci Nasıl Ele Alıyor?

Kanuni ve yönetim merkezi sabit bir ülkede olmakla beraber teknoloji sayesinde Dünya üzerindeki birçok ülkede yaşayanlara hizmet vermesi nedeniyle global bir kimliğe kavuşan elektronik ticaret sitelerinin, hangi ülke ya da ülkeler tarafından vergilendirileceği ve vergilendirme yöntemleri, uluslararası literatürde de tartışma konusu olmaktadır.

Tartışmanın odağında ise “iş yeri” ve “daimi temsilci” kavramları yer almakta olup, sorunun çözümünün ise e-ticaret platformlarının bir “işyeri” statüsüne sahip olup olmadığının netleştirilmesine bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanunu’na (KVK) göre, kurumlar vergisi mükellefleri yurt dışında elde ettikleri kazançların Türkiye’de vergilendirilip vergilendirilmeyeceği bakımından, tam ve dar mükellefler olarak iki gruba ayrılmaktadırlar.Dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan unsurlardan birisi, Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye’de iş yeri olan veya daimî temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticarî kazançlardır.Dar mükellef kurumların Türkiye’de ticari kazanç elde etmiş sayılabilmeleri için, söz konusu kazançları Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak oluşturulmuş Türkiye’deki işyerleri veya daim temsilcileri aracılığıyla elde etmiş olmaları gerekmektedir.

İş yerinin tanımı Vergi Usul Kanunu’nun 156’ıncı maddesinde yapılmış olup, söz konusu maddeye göre; ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerdir.

Daimi temsilci ise, Gelir Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesine göre; bir hizmet veya vekalet akdi ile temsil edilene bağlı olup, onun nam ve hesabına muayyen veya gayrimuayyen bir müddetle veya müteaddit ticari muameleler ifasına yetkili bulunan kimsedir.

Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90’ıncı maddesine göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar kanun hükmündedir ve iç hukuktan önce uygulanır.

Türkiye’nin diğer ülkelerle imzaladığı Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmalarının (ÇVÖA) temelinde OECD modeli baz alınarak kurgulanan standart bir sistematik olduğundan anlaşmaların ilgili bölümleri incelendiğinde özetle şu sonuçlara ulaşılmaktadır;

i) Bir iş yerinin oluşumunun sabit bir yere bağlandığı, bu sabit yerlerin fabrika, atölye, büro, şube, yönetim gibi yerler olduğu ve bunların arasında yurtdışı kaynaklı elektronik ticaret sitelerine yer verilmediği,

 

ii) Sabit bir yerin bilgi sağlama, bilgi toplama, hazırlayıcı veya yardımcı karakter niteliği taşıyan diğer herhangi bir işin yapılması amacıyla elde tutulması halindede, söz konusu sabit yerin yurtdışında mukim kişi ya da kurum için Türkiye’de var olan bir “iş yeri” olamayacağı hükmü nedeniyle Türkiye'de sabit bir yer olsa dahi, bu tarz yerlerin yurt dışında yerleşik e-ticaret siteleri için iş yeri olamayacağı,

 

iii) Türkiye’de mevcut herhangi bir kişi ya da kurum, yurtdışında yerleşik herhangi bir kişi ya da kurum adına hareket etmeye, onları temsil etmeye veya faaliyet göstermeye veya veyahut onlar adına sözleşme imzalamaya, bağlayıcı işlemler gerçekleştirmeye yetkili kılınmadıkları takdirde yurtdışındaki bu kişiler adına Türkiye’ de işyeri oluşmuş sayılamayacağı,

 

iv)Yurtdışında yerleşik kişi ya da kurumun, Türkiye’deki işlerini, kendi işlerine olağan şekilde devam eden bir simsar,bir genel komisyon acentası veya bağımsız statüde diğer herhangi bir acenta niteliğini haiz gerçek veya tüzel kişiler vasıtasıyla yürütmesi durumunda dahi Türkiye’de bir işyerine sahip olmadığı kabul edilmektedir.

Sonuç

Yurtdışında yerleşik elektronik ticaret sitelerinin Türkiye’de her hangi bir iş yerinin oluşmaması veya bunların acentası veya temsilciliğinin bulunmadığı hallerde söz konusu e-ticaret sitelerinin Türkiye’de elde etmiş olduğu bir ticari kazancın bulunmadığı ve bu elde etmiş oldukları kazançların vergilendirme yetkisinin gerek Türk Vergi Kanunları gerekse de imzalanan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları (ÇVÖA) uyarınca, e- ticaret sitelerinin mukim (yerleşik) oldukları devletlere ait olduğu anlaşılmaktadır.

Yine Türkiye ile diğer ülkeler arasında imzalanan Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmalarının hemen hemen tamamında, elektronik ticaret platformlarının bir “işyeri” oluşturduğuna dair bir hükmün de bulunmadığı gözlemlenmektedir.

Bu nedenlerle Türkiye’nin, internet üzerinden yurtdışından verilen hizmetten yararlanan ülke olarak, söz konusu ekonomik aktivite sonucu elde edilen gelirden vergilendirme suretiyle pay almayı arzu etmesi halinde, gerek kendi iç mevzuatına gerekse imzalayacağı Çifte Vergilemeyi Önleme Anlaşmalarına, elektronik ticaret platformlarının da kendisi açısından bir “işyeri” oluşturacağına dair düzenlemeleri adapte etmesi gerekmektedir.